-
BU ÜLKEYİ KALKINDIRMAK VE EĞİTMEK BİZLERİN ELLERİNDEEMEL USLU ATİK EĞİTİM, UYGULAMA VE ARAŞTIRMA VAKFI
Çocuk, annesinin kolunu çekiştire çekiştire ağlıyordu. İstediği sadece pazarcı amcanın sattığı muzlardan bir tane almaktı. Annenin parası yoktu. Eşi ve kendisi işsizdi. Nasıl alabilirdi ki! Boğazlar düğümlenir, ne yapacağını bilemezsin. Gururunu incitmeden o muzu o çocuğa nasıl alabilirsin? Oysa annesinin bir işi olsa!
Köyünden hiç çıkmamış, hiç büyük şehir görmemiş, trafik lambasını, yürüyen merdiveni ancak kitaplarda okumuş ama bir gün büyük şehre gidip bunların gerçeğini görmeyi hayal etmiş hep. Hatta en büyük hayali Anıtkabir’e, ATA’sına gitmekmiş. Koca bir hayal! Çocuğun boyuna inebilmek için eğilip, gözlerinin içine baktım. “Ben seni götüreceğim Atatürk’e, söz!” dedim.
Maddi sebeplerle eğitimini yarıda bırakmak zorunda kalmış veya eğitim hayatına hiç başlayamayacak genç kızlarımızı ayakları yere basan, meslek sahibi, geleceğinden umutlu, ülkesine faydalı birer birey olarak yetiştirmek adına destek olmak en büyük gururum.
Yeniden eğitim alınabilecek duruma getirdiğim köy okulları, eğitim materyalleriyle donattığım derslikler, hayatlarına dokunduğum yüzlerce öğrenci, ülkeme olan vefa borcum aynı zamanda…
Eğitim almalarına olanak sağlayarak, iş sahası yarattığım onlarca kadın artık meslek sahibi. Onların yetiştirdiği çocuklar da aynı onlar gibi kendine güvenen ve mutlu bireyler olacak bu sayede. Göle atılan tek bir taşın oluşturduğu halkalar gibi bu mutluluk herkesi içine alıyor zamanla. Bir kişinin gelişmesi ve değişmesi, onlarca kişiyi de olumlu etkiliyor. Mutlu ve özgüvenli anne, mutlu bir toplumun da altyapısını oluşturuyor.
O günlerde kurduğum duygusal temeller, bugün vakfımızın altyapısını oluşturdu. Planlamadan, tamamen duygusal ve gönülden… Kocaman bir EUA ailesiyiz biz. Kadın ve çocuklara elimizden geldiği ölçüde destek verebildiğimiz kocaman bir aileyiz “Emel Uslu Atik Eğitim Uygulama ve Araştırma Vakfı” olarak.
“BU ÜLKEYİ KALKINDIRMAK VE EĞİTMEK BİZLERİN ELLERİNDE” diyerek çıktığım bu yolda, çığ gibi büyüyerek, birçok kadın ve çocuğa destek olmaya çalıştık ve çalışacağız. Ben, Atatürk ilkelerini kendime rehber edinmiş bir CUMHURİYET KADINIYIM!
Yolumuz açık olsun!
-
SANAT; AYRIMCILIĞI NAKAVT ETTİ!SANAT; AYRIMCILIĞI NAKAVT ETTİ!
Ahmet Güneştekin’in muhteşem sergisine ve gala gecesine katılan herkes bir şeyler yazdı, bir şeyler çizdi.
Doğu ve Batı kültürünü birebir yaşayan ve kültürler arasında bir köprü olan bir kişi olarak, bu konu hakkında benim de naçizane birkaç görüşüm olacak. Sergiye gelen davetlileri gözlemlediğimde üç gruba ayırdım.
Birinci grup; çok tatlılar sanat ve kültür adına yapılan ve bana göre yılın en önemli etkinliği olan bu sergide “paylaşacağım bir fotoğrafım olsun” diyerek, güzel kıyafetleriyle fotoğraf çekerken sergiyi unuttular. Kısacası; birkaç gün sonra bu geceyi bile hatırlamayacak olanlardı ama geceye renk kattılar. İyi ki katılmışlar.
İkinci grup; herkes gibi kendi yaşamı için bir yol haritası çıkaran ve bu etkinlikte sergiledikleri bencillikle gecenin önemini bir kenara bırakarak hâlâ siyaset yapan kişilerdi.
Üçüncü grup; bence gecenin sonunda büyük bir duygu karmaşası yaşayan, içi pır pır eden, yürekleri UMUT dolan ve “bu defa galiba” diyerek, umudun verdiği hafiflikle birlikte mutluluktan uçanlardı. Umut diyorum, fakat bu duygu, içinde onlarca hissi barındırıyor. Ülkem için, halkım için tüm gelecek için evrene enerji gönderiyorum.
Şunu söylemeliyim ki, Diyarbakır Ticaret Odası ve Ahmet Güneştekin müthiş bir iş başardı. Sahnede her siyasi görüşten her kültürden insan, dil, din, siyasi görüş ayırt etmeksizin birlikte halay çekti.
O HALAYDA UMUT VARDI! O HALAYDA SEVGİ VARDI! O HALAYDA KUCAKLAMA VARDI!
Gecenin sonunda herkes mutluydu. Eller birleşti. Yürekler birleşti. Umutlar birleşti.
Bu anlamlı sergi, yüreğimizin telini titretti. Geçmişin tüm izlerinin silinişinin getirdiği unutuluşa ve yokluğa tanıklık ettik. Bu yokluğun yarattığı his, geçmişten doğan ve anlatılmadığında da unutuluşun hatırlanma ısrarıyla bugünün karanlığı olacağını bizlere anımsattı. Sanatçının mitolojiyi ve ikonografi unsurlarını muhteşem bir kurguyla kullanarak, yeni bir destan oluşturduğu eserlerini gözlerim dolarak izledim.
TEŞEKKÜRLER;
Diyarbakır Ticaret Odası Başkanı Mehmet Kaya’ya ve tüm ekibine, projenin fikir kişisi Fadıl Ogurlu’ya, bizleri misafir eden TÜRSAB Güneydoğu Anadolu BYK Başkanı Mehmet Akyıl ve değerli eşine, TOBB KGK Eski Başkan Hatice Akyıl’a muhteşem iki gün için çok teşekkürler, iyi ki varsınız! -
EUA VakfıÇocuk, annesinin kolunu çekiştire çekiştire ağlıyordu. İstediği sadece pazarcı amcanın sattığı muzlardan bir tane almaktı. Annenin parası yoktu. Eşi ve kendisi işsizdi. Nasıl alabilirdi ki! Boğazlar düğümlenir, ne yapacağını bilemezsin. Gururunu incitmeden o muzu o çocuğa nasıl alabilirsin? Oysa annesinin bir işi olsa!
Köyünden hiç çıkmamış, hiç büyük şehir görmemiş, trafik lambasını, yürüyen merdiveni ancak kitaplarda okumuş ama bir gün büyük şehre gidip bunların gerçeğini görmeyi hayal etmiş hep. Hatta en büyük hayali Anıtkabir’e, ATA’sına gitmekmiş. Koca bir hayal! Çocuğun boyuna inebilmek için eğilip, gözlerinin içine baktım. “Ben seni götüreceğim Atatürk’e, söz!” dedim.
Maddi sebeplerle eğitimini yarıda bırakmak zorunda kalmış veya eğitim hayatına hiç başlayamayacak genç kızlarımızı ayakları yere basan, meslek sahibi, geleceğinden umutlu, ülkesine faydalı birer birey olarak yetiştirmek adına destek olmak en büyük gururum.
Yeniden eğitim alınabilecek duruma getirdiğim köy okulları, eğitim materyalleriyle donattığım derslikler, hayatlarına dokunduğum yüzlerce öğrenci, ülkeme olan vefa borcum aynı zamanda…
Eğitim almalarına olanak sağlayarak, iş sahası yarattığım onlarca kadın artık meslek sahibi. Onların yetiştirdiği çocuklar da aynı onlar gibi kendine güvenen ve mutlu bireyler olacak bu sayede. Göle atılan tek bir taşın oluşturduğu halkalar gibi bu mutluluk herkesi içine alıyor zamanla. Bir kişinin gelişmesi ve değişmesi, onlarca kişiyi de olumlu etkiliyor. Mutlu ve özgüvenli anne, mutlu bir toplumun da altyapısını oluşturuyor.
O günlerde kurduğum duygusal temeller, bugün vakfımızın altyapısını oluşturdu. Planlamadan, tamamen duygusal ve gönülden… Kocaman bir EUA ailesiyiz biz. Kadın ve çocuklara elimizden geldiği ölçüde destek verebildiğimiz kocaman bir aileyiz “Emel Uslu Atik Eğitim Uygulama ve Araştırma Vakfı” olarak.
“BU ÜLKEYİ KALKINDIRMAK VE EĞİTMEK BİZLERİN ELLERİNDE” diyerek çıktığım bu yolda, çığ gibi büyüyerek, birçok kadın ve çocuğa destek olmaya çalıştık ve çalışacağız. Ben, Atatürk ilkelerini kendime rehber edinmiş bir CUMHURİYET KADINIYIM!
Yolumuz açık olsun! -
Bugün Oğlum 2021 LGS’ye Girdi!Bugün oğlum 2021 LGS’ye girdi. Son bir yıldır, sabah 07:00’den akşam 9:30 - 10:00 saatlerine kadar bilfiil çalışan güzel yavrumu sınava götürürken, Arda’m nasıl heyecanlı ve tedirgindi. O kadar emek... Sadece birkaç saat içinde... Yaptı yaptı, yapamadı yapamadı. Püfff…
- Geldi çattı. Sınava girdiler. Biz veliler, gözümüzün bebeği çocuklarımızı dualar ve alkışlar eşliğinde sınava gönderdik. Sanki askere gönderiyoruz. Sınav esnasında bahçe korkuluklarının arasından çocuklarımızı görmeye çalışıyoruz. Görüş günü gibi...
- Bir arkadaş grubunda soruyorlar; “Nasıl geçmiş kızlar, bu seneki sorular farklı mıydı?” Diğer arkadaşı cevaplıyor; “Hiçbir şeye göre çalışma, canım burası TÜRKİYE!...
- DERİNLERDE TAA DERİNLERDE ACIYAN BİR ŞEY. Tarifsizim...
- Sınav bitti, öğrencileri grup grup çıkarıyorlar. Herkesin gözü evladını arıyor; kimi bahçeden taa ileriden “Matematik bitirdi” işareti yapıyor. Kimisi ağlayarak, anne babasına koşup sarılıyor; hem de hıçkırarak…
- Hangi tarafa bakacağımı şaşırdım, kafamı nereye çevirsem ağlayan bir çocuk görüyorum ve onları rahatlatmaya çalışan anne babalar…
- Oğlumu, uzaktan gördüm; gözyaşlarımı silip, büyük bir panikle kapıya yaklaştım. O anda aklımdan neler geçti tahmin bile edemezsiniz. Bir yandan da kafamda oğlumu teselli edecek kelimeleri toparlamaya çalışıyordum.
- Neyse ki; oğlum ağlayarak çıkmadı, gözlerini gözüme dikti. (Biz onunla gözlerimizle konuşuruz, böyle bir lisanımız var.) Başarılıdır Arda’m, kendinden de emin. “Anneciğim, matematik istediğim gibi geçmedi.” dedi usulca. “Olsun.” dedim sarıldım, kalabalıktan uzaklaşmak için hemen arabaya bindik.
- Eve giderken morali bozuldu. “Anneciğim, memnun olmadın sınav sonucundan galiba.” dedi. “Olur mu?” dedim, “Sınavın çok çok başarılı.” Aklımdan geçenleri ona nasıl anlatabilirdim ki!
- ”Sizler yine şanslı öğrencilersiniz.” mi deseydim, pandemi sürecindeki fırsat eşitsizliğini düşünürsek. Yaklaşık 1,5-2 yıldır hiç eğitim görememiş, derslere bile katılamamış, internete bağlanamayan, bilgisayarı olmayan, matematiğin m’sini görememiş öğrenciler sizlerle aynı sınava girdi, kim bilir onların hâli nedir?
- Allah’ım hepsinin yardımcıları olsun.
- Mutsuz ve gittikçe eğitimden uzaklaşan bir nesil yetiştiriyoruz! Dünyadaki eğitim modellerini alıp daha önce bu sistemle yetişmemiş öğrencilerin bir anda buna uyum sağlamalarını bekliyoruz. Onlarda, umutsuzluk ve başarısızlık hissi yaratıyoruz. Özgüvenlerini yıkıp, hayallerini darmadağın ediyoruz. Kendi öz eğitim sistemimizi ne zaman uygulayacağız? Ne zaman eğitimin öğretim kadar önemli olduğunu fark edeceğiz? Çocuklarımızı sadece sınava göre değil eğitimin hayata uyarlanmasına göre yetiştireceğiz?
- Ülke olarak ne zaman silkelenip, kendimize geleceğiz?
- Bu arada pandemi sürecini çok başarılı yöneten Bilfen Ankara ekibine teşekkür etmeyi bir borç bilirim. İdareci, öğretmen ve tüm kadrolarıyla çocuklarımıza ışık tuttunuz. Tüm ailem adına çok teşekkür ederim.
- Güzel yavrular, hepinizin yolu, güzel kalpleriniz gibi açık olsun.
Bilfen eğitimcilerine teşekkürlerimle;